Sevdamız Türkiye

Geri git   Sevdamız Türkiye > SEVDAMIZ TR TÜRK OCAĞI > İslami Bilgi ve Kaynaklar > Tasavvuf & Nasihatlar

Tasavvuf & Nasihatlar Tasavvuf & Nasihatlar

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Görünüm
Alt 04-05-2010, 02:25 PM   #1
mimido
Uzman Çavuş

 
Üyelik tarihi: Apr 2010
Nerden: mekanda sınır yoktur........
Mesajlar: 65
Tecrübe Puanı: 128
mimido has a reputation beyond reputemimido has a reputation beyond reputemimido has a reputation beyond reputemimido has a reputation beyond reputemimido has a reputation beyond reputemimido has a reputation beyond reputemimido has a reputation beyond reputemimido has a reputation beyond reputemimido has a reputation beyond reputemimido has a reputation beyond reputemimido has a reputation beyond repute
Standart tasavvuf hayatımızın neresinde?

tasavvuf hayatımızın neresinde?

--------------------------------------------------------------------------------

Din, camiyle, mescidle, cemaatle sınırlı değil.

Yalnızca namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek de değil.

Din, hayatın tamamıdır. Yerken, içerken, yürürken, konuşurken... hayatın her alanındadır.

Her an yol üzerinde olmak, dosdoğru olmaktır.

Dinin kalbî hükümlerini konu alan tasavvuf da hep onunla beraberdir.

Yani dinin, doğruluğun, kulluğun olduğu her yerde...

Esas meseleye geçmeden önce muhtemel bir yanlış anlamanın önünü almak için küçük bir girizgâh yapalım: Yazımızın başlığını neden yukarıda gördüğünüz gibi attık da, mesela “İslâm Hayatımızın Neresinde” demedik?

Şurası açık ki, müslüman olarak yerine getirmekle mükellef olduğumuz amellerin bir zahirî, bir de batınî yönü vardır. Mesela namazı ele alalım. Hadis alimleri, Rasul-i Ekrem s.a.v. Efendimiz’in “Benim nasıl namaz kıldığımı görüyorsanız, siz de öyle kılın” (Buharî) emri doğrultusunda namazla ilgili bütün hususları nakletmişlerdir.

Fıkıh alimleri, rivayetlerde nakledilen hususlara dayanarak, namaz kılan için farz, vacib, sünnet, müstehab, mekruh... olan şeyleri açıklamışlardır. Bunlara riayet edildiği zaman namaz zahiren kılınmış, namaz borcu zimmetten düşürülmüş olur.

İbadet görünürde tamam ama…

Ancak bir de namaz kılan kimsenin riayet etmesi gereken batınî hususlar vardır ki, bunları da Tasavvuf ehli, yine Kur’an ve Sünnet’e dayanarak izah ve beyan etmişlerdir. Kur’an’da “Namazlarını huşu içinde kılan müminler felâha ermiştir” (Müminûn, 1-2) buyurulmuştur. Namazı zahiren farz, vacip, sünnet... lerine riayet ederek kılmak başka, namazda “huşu içinde olmak” başkadır.

Kalbini huşua alıştırmamış kimseler için esasen namazda huşulu olmak mümkün değildir. Hayatının diğer alanlarında huşua yabancı kalmış bir kimsenin, kalbini huşua alıştırması, dolayısıyla namazda da huşulu olması imkânsızdır. Huşu’un arzu edilen seviyede gerçekleşmesi için onunla yakından ilişkili diğer hususlara bakmak ve konuyu onlarla bütünlük teşkil edecek şekilde ele almak gerekir. Bunu da Tasavvuf ehli yapar.

Mesela İmam-ı Gazzâlî k.s. meşhur İhyâ’sında namazın zahirî şart ve rükünlerini zikrettikten sonra, “namazın batınî şartları”nın beyanı için özel bir bölüm açmış, huşu ve huzur-u kalp gibi meseleleri zikrederek sayfalarca bunların izahını yapmıştır ki, burada yer veremeyeceğimiz kadar uzun olduğu için aslından okunması gerekir (İhyâ, 1/165 vd.).

İşte yazının başlığını niçin bu şekilde attığımızın izahı buradadır. Tasavvuf temelde “kalp” ile ilgilenir; kalbî hastalıkların tedavisini amaçlar; her bir hastalığın diğerleriyle ilişkisini dikkatimize sunar. İstikamet, amelde kemal ve imanda yakîn hep kalpte olup biten hususlar olduğuna göre, Tasavvuf’tan bahsettiğimizde bunları kasdetmiş oluyoruz.

O halde Tasavvuf’un hayatımıza etkisi ne kadar yaygın ve derin ise, müslüman birey olarak, “komşu” olarak, “eş” olarak, “ebeveyn” olarak, “işçi” veya “işveren” olarak... kıymetimizin de o kadar olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Barışı olmayan cenk

Kur’an’da Rasul-i Ekrem s.a.v. Efendimiz’e hitaben “Sana yakîn (ölüm) gelene kadar Rabbine ibadete devam et.” (Hicr, 99) buyurulmuştur. Elbette bu, sadece O’na değil, O’nun yüce şahsında bütün Ümmet’e yönelik olan ve nefes aldığımız sürece uymamız gereken bir ilâhî talimattır.

Buradan bir sonuca daha ulaşıyoruz: Nefsin arzu ve ihtiraslarının, şeytanın hile ve desiselerinin hayatımızın sadece belli alanlarında kendisini gösterdiğini söyleyemeyeceğimize göre, bu iki düşmanla mücadelemizin hayatın her alanında sürdürülmesi gerekmektedir.

NOT: alıntı (semerkand dergileri, Murat HAFIZOĞLU • 93. Sayı)
mimido isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
hayatımızın, neresinde, tasavvuf
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Görünüm

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML KodlarıKapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Tasavvuf'da, Aşıklardan inciler! _ra[s]im_ Tasavvuf & Nasihatlar 0 04-14-2010 12:44 PM
Tasavvuf-İlim İlişkisi .. mimido Tasavvuf & Nasihatlar 0 04-05-2010 02:24 PM
Tasavvuf, Nasıl Bir Yoldur ? mimido Tasavvuf & Nasihatlar 0 04-05-2010 02:24 PM
Tasavvuf Nedir? MeTaLBuLLeT Konu Dışı 2 05-31-2009 03:11 PM
Pentagram-Şeytan Bunun Neresinde MeTaLBuLLeT Müzik Dünyası 0 02-21-2009 10:42 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:31 AM .


Powered by vBulletin Version Gizlenmiştir.
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu Site Vbulletin'den Süresiz Lisanslanmıştır.
sevdamiztr.Com %100 Safe Website
Destek olmak için 1 kere tıklayınız. / Kapat !